Konu Başlıkları: Kurtuluş Savaşında Trabzon
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09 September 2014, 20:47   Mesaj No:1

umut

Papatyam Editörü
Papatyam Medineweb Emekdarı
Avatar Otomotik
Durumu:umut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Papatyam No : 1242
Üyelik T.: 19 February 2008
Arkadaşları:0
Cinsiyet:
Memleket:İSTANBUL
Yaş:59
Mesaj: 13.567
Konular:
Beğenildi:
Beğendi:
Takdirleri:10
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Kurtuluş Savaşında Trabzon

Kurtuluş Savaşında Trabzon

I.DÜNYA SAVAŞI VE TRABZON


Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden biri de Trabzon′dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu′na savaş ilan edip, 1 Kasım 1914′den itibaren doğu hudutunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başladı.Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile de Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu. Nitekim 17 Kasım 1914′te yirmi üç parçalık bir Rus donanması Trabzon′u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına sebep oldu. Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8 Şubat ve 11 Şubat 1915′te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu, 1000′den fazla insan öldü.
İki yıl süren Rus işgali, halkı ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan zayıflatmıştı. İşgal yıllarında evler, işyerleri, bağ ve bahçeler tahrip olmuş; ihtiyaç maddeleri kolay kolay temin edilemiyordu.
Rus işgali de bölgeye büyük zarar vermiş ve halkın esaret hayatını öğrenmesine, gerektiğinde tepki göstermesine yol açacak birikime sahip olmasına sebep olmuştu.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin yenilgiyi kabul etmek zorunda kalması ve Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalaması, bütün Türkiye’yi olduğu gibi Trabzon vilâyetini de endişeye sevk etmişti. Zira Trabzon üzerinde yoğun bir Ermeni-Rum tehdidi vardı.Trabzon’un jeopolitik konumu dolayısıyla, öteden beri güdülen amaçların gerçekleştirilmesi zamanının geldiği kanaati yaygındı.

Bütün bu olumsuzlukları İngiliz, Fransız, Amerikan konsolos ve misyonerlerinin desteğindeki Rum-Ermeni çetelerinin saldırıları daha da ağırlaştırdı.
1917′de Rusya′da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik başladı. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralık 1917′de Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa′ya ileri harekat emri verildi. 11 Şubat 1918′de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon′lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun′dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı.
Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Şubat 1918′de Vakfıkebir′i, 18 Şubat 1918′de Akçaabat′ı geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon′a girdi. Trabzon′un ve Trabzon′lunun 2 yıla yaklaşan esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi. Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını istiladan kurtardı.
Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten dönen halkı harabeye dönen Trabzon′da yoksulluk ve sefalet bekliyordu.

PONTUSÇU FAALİYETLER

Yunan emperyalizmi, yani Megalo-İdea, Trabzon’u da kapsamaktaydı.Pontusçu hareketinin fikir olarak ortaya çıkışı,Yunan bağımsızlık savaşının yapıldığı yıllara dayanır.
Birinci Dünya Savaşı’nda Trabzon’un Rus işgaline uğraması, Pontuçuların ümitlerini artırdı. Onlar artık bir devlet kurabileceklerine inanmaktaydılar. Bunda Trabzon’daki mahalli yönetimin Rumların eline geçmesi de rol oynadı.
Rusların desteğine karşılık Rumlar da savaş boyunca cephe gerisindeki Türk köylerine saldırmak, askerî ulaşım ve haberleşmeyi engellemek, Rusya lehine casusluk yapmak gibi eylemlerde bulundular
Pontus meselesini Avrupa’ya mal edebilmek için Rum-Yunan propaganda örgütleri oldukça yoğun bir çalışma içerisine girmişlerdi. Böylece tek taraflı olarak şartlandırılan Batı kamuoyu, Türkiye’de Rumlara yönelik amansız bir katliamın olduğunu zannediyor, Yunanistan Büyükelçiliğinin verdiği her bilgi doğru kabul ediliyordu.
Rum çeteleri Wilson Prensipleri’nden faydalanmak maksadıyla bölgenin nüfusunu kendi lehlerine olarak artırmak için bir taraftan Türkler, katliam ve tehcir yoluyla yok edilirken, diğer taraftan da Rusya’dan göçmenler getirilip buraya yerleştiriliyordu. Patrikhane ve Metropolithanelerin organize ettiği bu faaliyetleri İtilâf Devletleri de desteklemekteydi.
Türk hükümet yetkililerinin, işgaller sebebiyle içine düştükleri şaşkınlıktan faydalanan Pontusçular, Ruslardan aldıkları silahlardan başka, Ateşkes Anlaşması gereğince limanlara serbestçe giriş yapabilen Yunan gemilerinin taşıdıkları silâh ve malzemeyi de kolayca alabilmekteydiler. Yunan Kızılhaç görevlisi diye gönderilenlerin çoğu subay, ilaç ve sıhhî malzeme diye gönderilenler de, Türklere karşı kullanılacak silâh ve cephaneler idi.
__________________
*********ASLA BİRİLERİNİN UMUDUNU KIRMA BELKİDE SAHİP OLDUĞU TEK ŞEY "O" DUR **********
KALEGÜNEY
Alıntı ile Cevapla