Konu: Yanlizlik Korkusu  (Okunma sayısı 492 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


Çevrimdışı agasar

  • Administrator
  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2195
« : 29 Mart 2006, 19:50:40 »

Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..
"Bilgi Paylaştıkça Çoğalır"

Çevrimdışı nihale

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 576
« Yanıtla #1 : 30 Mart 2006, 09:56:32 »
NOW WE ARE FREE.... :wink:

Çevrimdışı anafor

  • Administrator
  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1292
    • http://anafor72.sitemynet.com
« Yanıtla #2 : 30 Mart 2006, 11:41:56 »
Gelincik Yangını

Saat sensizliği vurduğu zaman
Buğulu bakışın düşer aklıma
Şehrin bütün sesleri susar
Bir senfoni başlar
Seni söyler rüzgarla erguvanlar
Bilmediğim şarkılara karışır sözcüklerim...

Diner gecenin yıldız yağmuru
Büyüyen sabah ışığı gibi
Üzerime serilir aydınlığın
Başlangıcı olamayan bir masalda
Sende şekillenir aşkın yüzü
Tenimize düşer gelincik yangınları
Işığın çağıltısı ile birlikte
Dans eder saçlarında ellerim...

Yağmur içen toprak gibi
Göğsümde delinir dağlar
Akarım... Akarım...
Irmaklara karışırım
Çılgın çalkantılar içinde
Suların ışığı sürükler beni
Aşkın büyülü, gizemli mabedlerinde
Sevdanın şahdamarına ulaşırım...

Yürek yangın şimdi
Yürek talan
Damarlarımda şahlanan kısrak
Kaç yokuş tırmanır
Kaç basamak çıkar
Saymıyorum...
Yanarım!
Avuçlarım yanar
Aşk büyür sığmaz ellerime
Toy bir bulut olur ruhum
Ve ben sende kaybolurum...

Sonrası vurgun... Sonrası talan...

Seval Kemertaş / 24.06.2006 / 03:18


Herkes "İlk" Olmak İster, "İlk Aşk", "İlk Öpücük". Oysa "İlk" Geçicidir. Sahip Olduğunuz Hangi "İlk" Hala Sizin, Yada Sizinle Hiç Düşündünüz Mü? Oysa Kimsenin Beğenmediği "Son" Durum Biraz Farklıdır. Heyecandan Avuçlarınızın Terleyerek Tuttuğu "İlk" Elle Değil, Güvenerek Sımsıkı Tuttuğunuz "Son" Elle Girersiniz Mezara! Durup Tekrar Düşündüğünüzde" İlk" Olup Yok Olmak Mı İstersiniz? "Son" Olup Sonsuz Olmak Mı İstersiniz?.